Yaşam

Marie Kondo bize ne satıyor?

Evi toplamak: 2019 yılbaşında Netflix’te ilk sezonu yayınlanan bir televizyon programının konusu buydu. Gündelik bir iş, global şov dünyasına bu konuda markalaşmış bir isimle girdi: Marie Kondo, ‘profesyonel organizasyon danışmanı’, kitapları Türkçenin de dahil olduğu otuzu aşkın dilde on milyonun üzerinde satmış bir fenomen.

Tidying Up with Marie Kondo, Netflix’in de ön plana çıkarmasıyla kısa sürede dikkat çekti, uluslararası medyada da birçok kez konu edildi. Ev toplamak, çöplerini atmak herkesin yaptığı rutin bir iş. Bu iş için birçok insanın tekrar motive olması gerekebilir, bu motivasyonu da bir Netflix programıyla sağlamak kolay bir tercih, hem de masrafsız. En azından ilk bakışta öyle gözüküyor.

Her bölümde Marie Kondo sevinçle karşılandığı bir eve geliyor ve işini yapıyor: Önce evin en merkezi yerine oturup gözlerini kapatıyor, eve teşekkür ediyor, aileyi koruduğu için. Sonra aileyle beraber evdeki bütün eşyaları bir yığın yapıp tek tek ele alıyor. Ele alınan bir eşya sahibinde neşe uyandırmıyorsa, sahibinin içini kıpır kıpır yapmıyorsa eleniyor. Mesela bir çorap ya da bir zımba teli, neşe uyandırdığı takdirde evde kalıyor, değilse çöp yığınına katılıyor. Çöpe atılmadan önce her eşyaya o zamana kadar verdiği hizmetler için teşekkür ediliyor. Bu yöntemle sırasıyla kıyafetler, kitaplar, kağıtlar ve komodo, yani ıvır zıvır seçiliyor. Evde kalmayı hak edenler, Marie Kondo’nun alameti farikası olan derleme – toplama metotlarıyla düzenleniyor.

Kondo’nun Şinto Etkisi

“Şovun Japon yıldızını, ABD’nin belirsiz bir bölgesine kanat çırparak gelen ve kaotik evleri bilgelikle onurlandıran bir peri olarak göstermek belki azıcık Oryantalizm içeriyor.”[1] Troy Patterson’un,  The New Yorker’daki yazısında değindiği gibi Marie Kondo batıya bir doğu felsefesini en basit haliyle pazarlayan ikonlardan bir yenisi. Gençliğinde bir Şinto tapınağında çalışması da cv’sinin önemli bir parçası. Şovda, insanların şaşırdığı ve huşu içinde izlediği eve şükranlarını sunma veya çöpe atılan eşyaya teşekkür etme gibi pratikler, muhtemelen maddeye ruh atfeden Şinto inancından temel alıyor.

Jochen Wegner de Die Zeit’teki yazısında yine Japonya’dan çıkan, basitçe yaşam amacı demek olan Ikigai’ye gönderme yapıyor:

“Ön plandaki konu çorap ruloları hakkında ama arka planında aslında nasıl yaşamak istediğimiz sorusu kalıyor.

Bu sırada Marie Kondo, bu soruya çok basit bir cevap vererek on milyon kitap sattı. Japonya’dan Kaliforniya’ya taşındı ve orada bir tür Derleme-Toplama İmparatorluğu kurdu. Artık 2.000 dolara sertifikalı derleme-toplama danışmanı eğitimi alınabiliyor ve şu anda dünyada 200’ün üzerinde resmi Kondo hayaleti var.”[2]

Wegner’in bahsettiği yeni iş, derleme-toplama danışmanlığı ünvanıyla Marie Kondo’nun markası KonMari’nin sertifikalandırdığı 220 danışman var. Danışmanlar tecrübelerine göre hiyerarşik olarak altı kategoriye ayrılmış: yeşil, bronz, gümüş, altın, platinyum, master düzeylerde derleme-toplama danışmanları. [3]

“Netflix bölümlerinin sonunda mutlu insanlar görülüyor, sevinç gözyaşları dökülüyor. Nihayet ev derli toplu. Marie Kondo tatlı bakışı ve uysal gülüşüyle veda ediyor. Ama aslında hiçbir şey bitmedi: Kondo’nun derleme felsefesi, zarifçe çöplerinden kurtarılmış dairede son buluyor. Yazık. Çünkü tam bu aşamada heyecanlı olmaya başlayabilirdi: Bu insanlar gerçekten neden yardım isteyecek kadar çok alışveriş yapıyorlar? Onların ve bizim alışveriş davranışımızın ardında ne var? Bunu değiştirebilir miyiz? Ve bunu acilen yapmamalı mıyız?

Marie Kondo şık bir biçimde mülkiyet dağlarını karartıyor ve bu sırada problemin asıl köklerine hiç inmiyor: sürekli büyümeye dayanan bir ekonomi modeli, alışveriş merkezlerinde artık hiç kapanmayan dükkanlar, kesintisiz indirimler, takipçilerine kesinlikle ihtiyaç duydukları ürünleri her gün gösteren Instagram fenomenleri, neredeyse her hafta koleksiyonlarını yenileyen Zara ve H&M gibi moda imparatorlukları, her zaman uygun fiyata, her zaman hesaplı. Bunlar için gerekli olan çalışma koşullarını, hammadde ihtiyacını, yarattıkları çevre kirliliğini seve seve göz ardı ediyoruz.”[4]

Katharina Holzinger’in Süddeutsche Zeitung Magazin’de sorduğu sorular önemli. Marie Kondo satın alma bağımlılığının sonucunda oluşan dağınıklığı derliyor, topluyor ama konunun kendisine dair hiçbir şey söylemiyor. Bir çözüm de önermiyor. İnsanların nasıl aynı mutsuz sondan kaçınacaklarını da göstermiyor. Bir yandan da, tüketimi sadece iyi his üzerinden anlamlandırarak iyiden iyiye politik bir alanda konumlanıyor.

İnsanlar sevinç duymadıkları eşyalarını atsın ama mağazada bir ürünü ellerine aldıklarında içten içe bir sevinç duyarlarsa ne olacak? İnsanlar çoğunlukla ihtiyaçları olmamasına rağmen, bu sevinci duydukları için alışveriş yapmıyor mu?

Bir Netflix şovunun böyle sorulara cevap verme gibi bir misyonu yok tabii ki, Netflix’in de toplumsal bir misyonu yok. Platform, on milyon satan bir kitabın ve etkisi tüm dünyaya yayılan bir akımın takipçisi olarak bu diziyi çekiyor.

Şirketleşen bu akımlar da bir şekilde çorapların nasıl toplanacağına kadar hayatın köşe bucak alanlarını piyasaya açıyor, her detay için bir hizmet, bir ürün satıyor. Sadece evi toplamaya ve fazlalıkları çöpe atmaya dair üç beş seneye anonimleşmesi gereken bir metot, tam da konu aldığı aşırı tüketime dair bir şey söylemediği gibi, onun bir parçası oluyor. Sürekli tüketimi normalleştiriyor, derleyip toplayıp yeniden üretiyor. Marie Kondo markalaşıyor, sloganlaşıyor, neşe saçıyor, kitaplarını, sertifikalarını, şovunu satıyor, topluyor, çöpe atıyor, sonra onu satıyor. Bize düşen ise hayatımızın her alanının piyasalaşmasına seyirci kalmak ve kendi hayatımıza adım adım yabancılaşmak: Yakında Netflix’te.


[1] https://www.newyorker.com/culture/on-television/tidying-up-with-marie-kondo-reviewed-the-organizational-consultant-as-freelance-exorcist

[2] https://www.zeit.de/kultur/film/2018-12/aufraeumen-marie-kondo-netflix-serie-beseitigung-altlasten-entruempelung/komplettansicht

[3] https://konmari.com/pages/consultants

[4] https://sz-magazin.sueddeutsche.de/abschiedskolumne/wenn-45-paar-schuhe-ein-verzicht-sind-86633