Yaşam

2019 Bahar Klasikleri Rehberi

Her yıl hasretle beklenen bahar ayları bisiklet sezonuyla birlikte ve neşesiyle geldi çattı. Bir hafta sonu etkinliği olarak da düşünülebilecek; Caner Eler, Berkem Ceylan ve Sarper Günsal’ın rotanın geçtiği şehirlere özgü tarihsel, sosyal, kültürel sunumlarıyla güzelleşen Bahar Klasikleri önümüzdeki günlerde Eurosport’ta yayında olacaklar. 

Bahar klasikleri temel olarak toplamda Sprint Klasikleri, Parke Taşlı Klasikler ve Ardennes Klasikleri kategorileri ile tanımlanan üç farklı ekolden oluşuyor ve toplamda 10 civarı yarış ihtiva ediyor. Takipçileri için bu yarışlar her defasında; iç içe geçmiş modern ve pastoral sahneler, temiz sokaklar, tarihsel zenginlik, gündelik yaşama sinmiş huzur gibi temaların; yüzlerce kilometrelik çile yoluna çıkmış bisiklet ordusunun geçtiği patika yollardan kalkan toz ve çamur ve gerçekleşen talihsiz kazalar, yaralanan sporcular, kırılan kemiklerle birleştiği destansı hatıralar bırakıyor. Ve bir yağmurla veya rüzgarla kaderi değişen bu yarışların en önemlileri “monument” olarak da adlandırılan tek günlük etaplarda hayat buluyor. Monument’lar 100 yıllık tarihlerinde dünya savaşları sebebiyle kesintiye uğrasalar da, barındırdıkları epik ve dramatik birçok hikaye ile bugünlere başarıyla ulaşmayı başardılar ve gerçek manada anıtsallaştılar. 

Bu yazımızda ise ilgili yarışlardan en itibarlı addedilen ve önümüzdeki haftalarda gerçekleşecek 5 majör monument’ın tarihi ve teknik detaylarını ve biz izleyicilere vaat ettiklerini ele almaya çalışacağız. Şimdiden herkese iyi seyirler dileriz. 

Milan – San Remo 

Bu yıl 110. kez koşulacak Milan–San Remo profesyonel yol yarışları takvimindeki ilk monument. Bu yıl 23 Mart’ta koşulacak 291 km’lik yarışın rotası Milano’dan start alarak Cenova’dan itibaren San Remo’ya giden sahil yoluna doğru yöneliyor. Esasen sprinterlere yönelik bir profil çizen yarışta yer alan 6 kilometrelik Cipressa ve finalde yer alan 3,6 kilometrelik Poggio tırmanışları, punchy tırmanışçılara pelotondan ve sprinterlerden kaçarak kazanma şansı tanıyor. Yarışma Poggio’dan sonra hızlı bir iniş ve genelde sprinterlere gülen bir düzlükle sonlanıyor. Parkuru sırasıyla kazanan son üç yarışmacı Vincenzo Nibali (Bahrain-Merida), Michał Kwiatkowski (Team Sky) ve Arnaud Démare (FDJ) iken en çok kazanan sporcu ise 7 galibiyet ile Belçikalı efsane Eddy Merckx.

Ronde van Vlaanderen

Kısaca Ronde veya Tour of Flanders olarak da bilinen ve Belçika’da gerçekleşen parke taşlı yarışlar arasında en zorlusu olarak öne çıkan yarış 1913’ten beri koşuluyor. 260 km’lik yarışın start alacağı Antwerp bölgesinden bitiş çizgisi olan Oudenaarde’ye kadar, onlarca parke taşlı geçiş bizleri bekliyor.

Yarış teknik ilgi çekiciliğinin yanı sıra toplumsal ve tarihsel olarak da önem arz ediyor. Belçika’nın Flaman bölgesinde gerçekleşen yarış Flaman’ların gövde gösterisi yaptığı yer. Yarışı 2017’de kazanan Valon Philip Gilbert’in finişe gelirken bisikletini havaya kaldırıp, yürüyerek geçmesi ise tarihe kazınmış ikonik anlardan bir idi.

Yarışa geri dönersek, zorlu geçişler acımasızlık seviyelerine göre şöyle sıralanıyor: Kwaremont, Koppenberg ve Paterberg. 2,2 km uzunluğunda ve %12’ye varan eğimiyle Kwaremont görece daha sakin bir geçiş iken iki defa geçilen Paterberg geçişi sporcuları kanının son damlasına kadar bir cenge davet ediyor. Kwaremont’tan 3 km sonra ve finişten 13 km önce geçilecek 400 metre civarı Paterberg’de yüzde 12,5 ortalamalı eğim %21’e kadar ulaşıyor. Genelde yarışmacıların son atağını yaparak finale ulaştığı Paterberg’in yanı sıra 600 metrelik ve yüzde %22’ye ulaşan eğimiyle Koppenberg ise bize yokuşa önde girmeye çalışırken yaşanan yığılmadan dolayı ellerinde bisikletleriyle yukarı koşan sporcuları hatırlatıyor. Parkuru tamamlamanın bile güç olduğu Ronde efsanesini kazanan son üç yarışmacı ise Niki Terpstra (Quick-Step Floors), Philip Gilbert (Quick-Step Floors) ve Peter Sagan (Tinkoff). Bununla birlikte yarışmayı en çok kazananlar arasında yer alan modern bisiklet tarihinin büyük kahramanları Fabian Cancellara ve Tom Boonen’i unutmayalım. Ronde bu yıl 7 Nisan’da gerçekleştirilecek. 

Paris – Roubaix

Çoğu otoriteye göre bisiklet klasiklerinin en en zorlusu ve dolayısıyla en itibarlısı olarak kabul edilen, “l’enfer du nord (kuzeyin cehennemi)” ya da “queen of the classics” unvanlarıyla da anılan ve 1896’dan bu yana koşulan Paris Roubaix, Ronde’den bir hafta sonra 14 Nisan’da gerçekleşecek. 

Engebeli ve iri parke taşlı yollardan oluşan sektörler yarışın ana bileşenini oluşturuyor. En zorlu pavé sektörler düzensiz taşlardan oluştuğu için ekstra bir zorluk yaratıyor. Yarışın toplam mesafesinin beşte biri olan 54,5 km’lik 29 pavé geçişlerde sadece en güçlü olanlar ayakta kalabiliyor: Bisikletçiler taşlı yollardan geçerken oluşan sert vibrasyonlara maruz kalırken çok güçlü bir sinirsel ve fiziksel güce ihtiyaç duyuyor. Kuru havalarda toz bulutları arasında neredeyse boğulma riski atlatan sporcular bir de yağmur yağdığında aşırı kayganlaşan ve çamurlu yollarda adeta yaşam mücadelesi veriyor. 

Yarışta 29 pavé geçiş 1’den 5’e kadar olan zorluk derecelerine göre sıralanıyor. Bunlardan 5 yıldız seviyesinde olan üç geçiş ise yarışın kaderini belirleyebiliyor: Parkurun bitişine 94 km kala başlayan Arenberg Ormanı geçişi, yolun her iki tarafında bulunan ağaçların bir tünel oluşturdukları karanlık bir geçit. Genellikle yarışın ilk sıralamaları burada gerçekleşiyor. Finale 47 km kala başlayan Mons-en-Pévèle ise yarışmayı koparacak ataklara şahitlik edebiliyor. Ne ki son sözü söylenebileceği bir diğer kritik geçiş ise finişe 15 km kala başlayan Carrefour de l’Arbre. Tüm bu hayati geçişlerden sonra yarış Roubaix’deki velodrom’da tamamlanıyor ve genellikle birkaç sporcunun kedi fare oyunu oynadığı olağanüstü sprint sekansı ile sonuçlanıyor. Yarışı kazanan son üç sporcu ise; Peter Sagan (Bora-Hansgrohe), Greg Van Avermaet (BMC Racing) ve Mathew Hayman (Orica-GreenEdge) olarak sıralanıyor. 

Günün sonunda yarışın bıraktığı en derin yara izi yarıştan sonra günlerce süren fiziksel acı oluyor. Yine de bedenin sınırlarını böylesi zorlamak ve sonunda bu çile yolunun sonuna ulaşmak her şeye değer olsa gerek. 

Liège–Bastogne–Liège

Kökeni 1892’ye dayanan, bisikletin “old lady”si olarak da bilinen Liège–Bastogne–Liège, Amstel Gold Race ve La Flèche Wallonne yarışları ile Ardennes Klasikleri’nin son parçası iken Bahar Klasikleri’nin de kapanış yarışması olarak öne çıkıyor. Monument’lar arasında da en eski olan yarış gerek uzunluğu gerekse de zorlu sekansları ile kazanması güç olan bir diğer yarış. 256 km’lik yarış Liege’den başlayıp Bastogne’da tamanlanan ilk seansında görece basit ve hoş bir seyirlik aktivite iken; Liege’deki finale 100 km kala başlayan dönüş yolunda ise, Ardennes bölgesinde yer alan en sert tırmanışlar ile adeta bir savaşa evriliyor. 28 Nisan’da gerçekleşecek yarış bu sene 105. kez koşulacak. Yarışmayı daha önce kazanan son üç sporcu ise Bob Jungels (Quick-Step Floors), Alejandro Valverde (Movistar) ve Wout Poels (Team Sky). 

Il Lombardia

Bir bahar klasiği olmayan Ekim ayında gerçekleşen en eski monument’lardan bir diğeri Il Lombardia ile yine İtalya’ya gidiyor ve sezonu kapatıyoruz. Son monument olan Il Lombardia bu yıl 113. Kez ve 12 Ekim’de gerçekleşecek. “La Classica delle Foglie Morte” yani “Dökülen Yapraklar Klasiği” olarak da bilinen Il Lombardia güce, fiziksel dayanıklılığa, sprinterlere yönelik olan diğer monument’lara oranla tam bir yokuşçu klasiği olarak öne çıkıyor ve prestiji buradan ileri geliyor: Maksimum %14 eğime sahip 10,6 km uzunluğundaki Madonna del Ghisallo ve finalde yer alan ortalama %17, maksimum %25 eğime sahip kısa (1,9 km) ama vurucu Muro di Sormano ile yarışmacıları sezon kapanmadan önce son yokuşlara davet ediyor. Bu tırmanışların yanı sıra her sene yarışmanın düzenleyicileri tarafından tayin edilen farklı 10’a yakın zorlu tırmanış daha oluyor. Tarihte çoğunlukla İtalyanlar tarafından domine edilen Il Lombardia’yı en çok kazanan sporcu 5 galibiyet ile efsanevi Fausto Coppi iken, son üç kazanan ise Thibaut Pinot (FDJ), Vincenzo Nibali (Bahrain–Merida) ve Esteban Chaves (Orica–BikeExchange) olarak sıralanıyor.