Sanat

Umbrella Academy: Şemsiyenin gölgesinde bir aile

Netflix’in yakın zamanda yayına giren dizisi Şemsiye Akademisi (Umbrella Academy), pek çok dizi izleyecisinin dikkatini çeken bir yapım oldu. Peki bu diziyi başka süper kahraman anlatılarına bağlayan ya da onlardan ayrıştıran neydi? Bu soruyu cevaplamak için önce hikayeye kısaca bakmak gerekiyor.

Dünyanın çeşitli yerlerinde mucize doğumlar eş zamanlı olarak gerçekleşir. Şemsiye Akademisi’nin kurucusu zengin, hayırsever, mucit bir bilim meraklısıdır. Tanık olduğu mucize çocukları yetiştirip dünyayı kurtarmak için bir akademi kurar. Malikane’de onlara özel bir eğitim sunar. Anneleri robottur. Evin uşağı ise eğitimli bir maymundur.

Buraya kadar baba totemsel bir babadır, organik bir bağ yoktur. Onlara nasıl potansiyellerini kullanabileceklerini öğreten bir baba, bir otorite figürüdür. Çocuklar da Baba için birer rakamdan ibarettir, aynı gün doğmalarına rağmen. Karakterlerin zaman ve otorite ile ilişkileri açısından bir okuma yapmanın dizinin kodunu anlamak için yerinde olacağı kanısındayım. Dizi karakterlerini çizgi roman karşılaştırması yapmadan arketip olarak inceleyeceğim. Dizi alışıldık süper kahraman dizilerinden oldukça farklı, çünkü yıkık ve gölgeleriyle barışık olmayan bir aile dramasını anlatıyor. Bu yanıyla Watchmen dünyasını andıyor, karakterler kendi çelişkileri ve gölgeleriyle savaşır durumda.

Dizide Baba’nın ölüm haberi gelir, aile bu sebeple yıllar sonra bir yeniden buluşur, dizi bir eve dönüş hikayesi olarak başlar. Böylece her biri aslında birer arketip olan karakterlerimizi tanımaya başlarız.

Savaşçı arketipi olarak 1. Numara

 Savaşçı yapıda kahramanlar, yasayı içinde kabul ile yaşarlar. Samuraylar gibi doğruluğun ve erdemin gerekliliğine inanırlar. Bu uğurda tek kalsa da savaşa devam ederler. Ay’a gider. Asla vazgeçmez. Kendisi yoktur, bir süperegoyu temsil eder.  Fantastik dünya karakterlerinden Paladin gibi inandığı değerler için, kendi isteklerini bastırır. Tek bir koşulda görevinden vazgeçer, babanın hem metaforik ölümü, hem de gerçek ölümüyle. Ay’da yıllarca olmayan bir düşmanı bekler, çünkü onun meselesi gelecektedir. Gelecek belirsizdir. Geçmişi beklediği için değil, beklediği için Yerinde Durandır. Tam bir teslimiyet. Kılıcın kendisi olmakla eş değerdir. Luke Skywalker, Superman, Night Owl bu bağlamda örnek verilebilir. Kutsal bir savaş ararlar. Kendi kişisel istekleri , hırsları göz ardı edilebilir. Genellikle bakire , ilişkiler konusunda beceriksiz, isteksiz ve toydur. Gölgelerini bastırmış, yok saymışlardır. Kirlenmemiş savaşçıdırlar. Dizide de babanın sembolik ölümüyle beraber gece kulübe gider, dağıtır, kaybolur.  Çocukluk aşkına kendini ifade eder. Bu bağlamda Wes Anderson filmlerindeki kırılgan karakterler örnek verilebilir.

Aşık arketipi olarak 2. Numara ya da Diego          

2 numaradan daha çok aile içersinde Diego olarak bilinir. O dizilerin, filmlerin popüler anti kahramanıdır. Detective Rust Cohle, Behzat Ç , Spike, Preacher, Han Solo, Thomas Shelby, Berlin…  Bu karakter tipi , varolan düzene, yasaya tabi olmaya müsait olmayan bir doğaya sahiptir. Sevdikleri kadın uzaktadır, ulaşılmaz bir noktadadır, başka siyasi bir görüşe sahiptir ya da birkaç sezon sonra öldürülür. Bu karakterlerin doğası dengesiz bir aşk hikayesi, mutsuz aşk hikayeleri vaat eder. Her şeye rağmen  etik değerlerini yitirmemiş  kahramanlardır. Sadece cenaze ve doğumlarda bir araya gelebilir ailesi ile. Uyumsuzdur, yanlış anlaşılır, ukaladır. Cesaretleri kaybedecek bir şeyleri olmamalarından gelir. Rorschach (Watchmen) karakteri de bu arketipe uygundur. Genelde intikam, geri dönme motivasyonları yüksektir. Ölümden çok korkmazlar çünkü hayata çok tutunmazlar. Gölgelerini yanlarında taşırlar. Bu bağlamda Daredevil ve Batman karakterlerine de değinmekte fayda var. Kötü kadınlara, düşman ya da olmayacak kadınlara aşık olurlar. Dizide robot anne ile doğrudan bağ kuran tek kişidir. 

İmparator ve Tiran olarak olarak 3. Numara

İstediği her şeyi söyleyerek yaptıracak bir güce sahip olduğu için, istediği her şeyi elde etmiş ama güce doymamış bir karakterdir. Tutkularının peşinden gitmek tüm değerlerinden üsttedir. Egoisttir, kendi kızını bile çekecek tahammülü yoktur. En büyük trajedisi kendi hayatıdır. Her şey istediği gibidir, ama aslında yalnızdır. Görkemli yalnız karakter arketipidir. Darth Vader ya da Macbeth olarak yorumlamak mümkündür. Akademiyi ünlü bir oyuncu olarak bırakır. Dizi evreninde sokakta herkes onu tanır. Zengin, güzel, ünlü, çekici, kahramandır ama trajedesi ve gölgesi kendi galibiyetleri , elde ettikleridir. Bu bağlamda Walter White olarak örneklendirebiliriz ya da Scarface, Godfather… Zirvede olmak ama bu uğurda aileden, dostlardan her şeyden vazgeçmek. Kendine bir şeyi kanıtlamak için gerekirse tüm dünyayı ateşe vermek. Dizi boyunca 7 numara ile ilişkisini iki kız kardeş çekişmesi olarak da okumak mümkün.

 İlksel kahraman arketipi olarak 4 Numara

4 numara dünyadan vazgeçmiş, çileci kahraman tipi. Yeteneği sayesinde aslında hem bu diyardadır, hem de öte diyardadır. Tragedyaya aşina olanların bildiği bir arketiptir, aslında gücü lanetidir. Geleceği görmek, ölümsüzlük, kahinlik v.b. bir gücü vardır ama bir yandan da asla bunla barışamaz.  Cassidy (Preacher), Isaac Méndez( Heroes) , karakterlerini popüler kültürdeki diğer örnekler olarak saymak mümkün. Bazen de bu güç için büyük bir bedel ödemişlerdir, Odin gözlerini kaybeder, Bran (Game of Thrones) fiziksel olarak engellidir. Sürekli bir ‘Dünya ağrısı’ çekmektedirler.  Delilik ve süper gücü arasında gidip gelir. Ölüm ve yaşamı bir bütün olarak görür. Ölen kişilerle irtibat halindedir. Dışardan anlaşılmayan sesler ve kişilerle konuşmaktadır. Bağımlıdır, gerçeklerden kaçar. Bu bağlamda kesinlikle Don Kişot değildir. Gerçekleri karşısına almaz, kendi dünyasındadır. Baba’sının para eder diye düşündüğü günlükleri satmaktan kaçınmaz. Nihilist bir tutum sergiler. Kellesi koltukta dolaşmaktadır. Onlar ölmeden önce ölmüş, bu dünyadan beklentilerini bırakmışlardır. Yasa ile vicdan çatıştığında masumiyetini korur, vicdanlı davranır. Ailesi ile beraber olmaktan mutluluk duyar, altı numara öldüğü için onunla tek iletişime geçebilecek olandır:

Onun ayırt edici yeteneği düş görme gücüydü; uykuda en uzak bölgeleri ve doğaüstü dünyadaki ölümsüzlerle konuşabilirdi.

Dünya’nın kurtarıcısı olarak Kahraman 5. Numara

O yasayı çiğner. Kuralları yıkar, tiranı yener, zafer kazanır ve belirsizliğe ulaşır.  İmkansız görevleri yerine getirir. Arketip olarak ölümü yener, ölümden döner, imkansızı başarır. Bu bağlamda hem babanın yasasını ve ona biçtiği rolü yıkar; hem de zaman mekan birlikteliğini. Geleceğe gider. Çoktan başlamış bir gelecekten bahseder. Kesin ve net olarak geleceği görmüş, diğerlerine doğru yolu göstermektedir. Bu bağlamda Edebiyattaki Don Kişot- Dulciena aşkı yerinde bir örnek olacaktır. Bu kahraman arketipi olmayan bir kadına aşık olur. Resme aşık olur, tanımadığı bir kadına olur. Aslında gerçekleri değil, kafasındaki bir imajı sever. Bu cansız bir manken olabilir. Bir köylü kızı olabilir, amaca göre dünyanın en güzeli Dulcieanadır.  Buffy’yi düşünecek olursak imkansız aşkı Angel’dır. Ölümden döner, dirilir bu arketip. Bu bağlamda Jon snow da bu kalıba uygundur. Ama aslında öyle biri yoktur. O bağlamda yasayı çiğnediği için etik değerleri kendinden menkuldür. Gerçekleri görmez/ göremez çünkü gelecekten ya da başka bir dünyadan gelmektedir. Bu bağlamda babayı öldürme yasasını çiğneyen Luke Skywalker, Neo, dünyayı olduğu gibi görmenin delilik olduğunu iddia eden Don kişot ya da  gelecekten gelen James Coke karakterleri akla gelebilir. Bu kahraman tipi geleceği kurtarmakla yükümlüdür. Büyük resme bakar, ciddi kararlar alır. Genelde ekiple hareket edemez. Dizi boyunca kendi iç çelişkileri ve kaygılarını gözlemleriz. Diziye girdiği an çalan “istanbul is not constantinople” sekansı gösterir ki yetenekleri çok ileri düzeydedir. Düşmanı sadece kendisidir, bu bağlamda Legion dizisini anımsatabilir. Bir yandan da Ozymandias(watchmen) karakteriyle de karşılaştırmak mümkün doğru olanı yapmak için bir şeyden kaçınmaz. Gerçek ismini dizi boyunca duymayız.

Aziz olarak kahraman 6. Numara 

6 numara ailede herkesin sempati duyduğu tek kişidir. İçinde karanlık bir canavar taşısa da aslında hep çocuk olarak kalmıştır. O iyi hatırlanır, bir imge olarak vardır. Bahçede heykeli vardır. Dizi bölümleri boyunca hep anılır, ama kimse tam olarak bir yaşantısını anlatmaz. 

İzleyicinin kendisi olarak 7 numara

Diziyi izlemeyenler için spoiler vermeden karakteri anlatmak yerinde olacaktır. Ailenin en geride kalan, gölgede kalmış karakteridir. Ekibe dahil olmaz, göz ardı edilir. Öyle ki beş numara onu planlara dahil etmez. Söz hakkı verilip verilmemesi bile tartışılır. Müzik dışında hiçbir yeteneği yoktur onda da ortalama bir yeteneğe sahiptir. Aile’nin hepsi tarafından geri plana bilinçli olarak atılır. Anlatılan hikayelerde yoktur. Altı numara’nın heykeli varken, yedi tamamen görmezden gelinir.

Kötü olmayı beceremeyen kötüler

Cha-Cha ve Hazel Coen kardeşlerin Fargo filminden fırlamışçasına absürt, kafalarına göre hareket eder ama Coen filmlerininin aksine başarılı kötü karakterlerdir. Bu bağlamda Utopia dizisindeki Arby karakteri, ya da Preacher’daki beceriksiz melekleri de düşünebiliriz. Bu kötü tipolojisi, aslında karikatürize kötüyü eleştirir bir noktadan çıkar. Genelde kötü kahramanlar yoktur, menfaatleri ya da yetenekleri yüzünden kötülerle içbirliği yapan absürt karakterlere yer verir. Cha Cha ve Hazel’in yangın çıkardıkları sahnede eğlenme sekansı bana Utopia dizisini anımsatır. Protogonist olarak dizinin esas “kötü kahramanı” White Violin’dir. Bu bağlamda (spoiler vermek pahasına) fantastik dizilerin en başında gelen Buffy dizisindeki Dark Willow ve X-Men’deki Phoenix gibi sonsuz bir güce sahip olduğu söylenebilir. Sevdiklerini kaybettiği için, gözünü kan bürümüştür. Dünya’nın sonunu getirecek güce sahiptir.

Özetle dizi arketiplerden yararlanması, karakterleri tanıtması ve yüksek temposuyla Netflix’in en iyi yapımlarından biri kanımca. Özellikle süper kahraman dizilerini sevenler için keyifli bir izleme süreci vaadediyor.